Babalık Mah. Demirci İş Merk. A Blok No:305 Selçuklu/Konya
23/10/2016
1501

S.S Tarım Kooperatifleri Merkez Birliğinin düzenlediği, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığın üst düzey Bürokratlarının katıldığı, Merkez Birliğine Bağlı Kooperatiflere, Gıda İşletmeleri ve Kodeks Daire Başkanı Selman AYAZ; Süt İşletmecilerinin Sorumlulukları , Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Kontrolörler Başkanı Şakir ÖZTÜRK, Hasan AKTUĞ, Kooperatiflerde Denetim,  Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Projeler ve Krediler Daire Başkanlığı Ecevit YILMAZ Kooperatif Desteklemeleri , Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü Tarla ve Bahçe Bitkileri Daire Başkanlığı Yüksek Ziraat Mühendisi Kanber ÜLKER Çeltik Yetiştiriciliği ve Sulama konularındaki sunumların yapıldığı ,seminerini 29 Kasım-02 Aralık 2012 tarihlerinde Antalya Royal Holıday Palace Otelde gerçekleştirdi.
Açılışını Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürü Ali KARACA ‘nın yaptığı
‘’2012 Kooperatifler Vizyonu ve Eğitim Semineri ‘’ne Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdür Dr. Gürsel KÜSEK, Tarım Reformu Genel Müdür Yrd. Mehmet ÖZGÜN,Teşkilatlanma Daire Başkanı M.Fersan DURSUN, Gıda İşletmeleri ve Kodeks Daire Başkanı Selman AYAZ Projeler ve Kredilendirme Daire Başkanı Yavuz ER, Kontrolörler Başkanı Şakir ÖZTÜRK, Kontrolör Hasan AKTUĞ sunumlarını yaptığı,seminere Türkiye’deki süt sektöründeki dev sanayicilerinin Sütaş Mesut MURAT,Musa Öztürk ,Kadir TOPAL,Tek-Sütten;Mehmet Ali AĞAR,Ünal Peynircilik Berk ÇARIKÇI,Akova Sütten;Vedat GÖKSER, Kaanlar ;Murat ENGİN,İbrahim Gökçe ÇOBAN,Ak-Gıda Ömer Faruk GÜNDÜZALP temsilcileri de hazır bulundu.
Seminerin; kapanış konuşmasını Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürü Dr.Gürsel KÜSEK’in yaptığı ,
Başarılı ve verimli geçen 2 günlük seminerin sonucunda katılımcılara sertifikaları Çanakkale AK Parti Milletvekili İsmail KAŞDEMİR tarafından veridi.

Vesile Nur GÜVEN
Tarım Kooperatifleri Merkez Birliği
Genel Müdür
Kooperatifleşmenin Önemi Adlı Sunumunda ;
BM Genel Kurulunca 2012 Yılının kooperatifler yılının kooperatifler yılı ilan edilmesi nedeniyle merkez birliği olarak böyle bir toplantının yapılmasının faydalı olacağı öngörüsüyle bu toplantıyı düzenledi. Biz AB deki örgütlenmeyi göz önün de bulundursakta kırsal kesimde sorunların hale çözüme kavuşturulamamış olması nedeniyle ortaklarımıza çeşitli konularda eğitim yapılması zorunluluğunu ortaya çıkarmaktadır. Bu eğitimlerin tarımda yaşanan gelişmelere paralel olarak belirli ve düzenli bir şekilde yapılması gerekir. Tarımsal üretimin çok çeşitli olması nedeniyle kooperatiflerinde bu konularda faaliyet göstermektedir. Merkez birliği kuruluşunda 7 bölge birliği teşebbüsü yer aldı. Şu an 14 bölge birliğinin ortaklığı yakın zamanda ortak sayısını 34’e orta vadede de ülke düzeyinde örgütlenmeyi arzu ediyoruz.
17 Ekim 2012 tarihinde Sayın Başbakanımızın Kooperatifçilik Strateji Belgesinin açıklanması hükümetimizin ve bakanlığımızın kooperatifçiliğe gösterdiği önemi önemsiyor ve merkez birliği olarak teşekkürlerimizi sunuyoruz. Tarımsal kooperatiflerin örgütlenmesinde daha önceden benimsenmiş olan konu bazında dikey örgütlenme modeli kooperatiflerin bölge ve merkez birliklerinin parçalanmasına güçsüzleşmesine, dağınıklığına yol açmıştır.
Sonuç olarak;
Sayın Başbakanımızın değindiği gibi Kooperatiflerimizi daha etkin ve verimli yapıya kavuşturmak için yapılması gereken, dağınık ve güçsüz yapıyı yeniden düzenlemek , Güçlü Birim Kooperatifler, Güçlü Bölge Birlikleri, Güçlü Merkez Birliği kurulması yani Tek Çatı Altında Birleşmek için ivedilikle çalışmalara başlanması gerektiğini düşünmekteyiz. Mesajını ;Tarım Kooperatifleri Merkez Birliği Olarak vermiştir.

Mehmet ÖZKURNAZ 
Tarım Kooperatifleri Genel Başkanı
Açılış Konuşmasında ;
Merkez birliği olarak sorunlarımıza baktığımızda özellikle bakanlığımızca uygulanan yatırım ve işletme kredilerinin geri ödemelerinde sorunlar yaşanmakta, bunun yanında zeytinyağı ve çeltikte sorunlarımız bulunmaktadır. Ayrıca, sütün pazarlanmasında ülke sütünün % 20-25’ini pazarlayan merkez birliğimizin icmallerinin süt üreticileri birlikleri tarafından yapılması biz kooperatifleri derinden yaralamaktadır. Bir başka örgütün kooperatiflere tahakküm etmesi kooperatifçiliği olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle Bakanlığımızdan ; SÜT İCMALLERİNİN HAZIRLANMASINDA TARIM KOOPERATİFLERİ MERKEZ BİRLİĞİNE DE ŞİFRE VERİLMESİNİ hassasiyetle rica ediyoruz. Bu konuda Bakanlığımızın yanımızda yer alacağını ümit ediyoruz. 

Mehmet ÖZGÜN
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
Tarım Reformu Genel Müdür Yrd.

Tarım Kooperatifleri Merkez Birliğinin düzenlemiş olduğu bu eğitim toplantısını düzenlemesini çok olumlu buluyorum. Ayrıca aranızda defalarca bulundum, farklı konularda konuşmalar yaptım. 
Her defasında da aranızda bulunmaktan çok zevk aldım. Bundan sonrada bulunmaya gayret edeceğim. 
Zamandan kazanmak için konuşma mı kısa kesip hayvancılığın patronu aramızda. Sayın Genel Müdürüme de zaman kalması açısından sözlerimi burada sonlandırıyorum. Hepinize toplantının iyi geçmesini ve kooperatifçiliğin geleceğine ışık tutması dileğiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ahmet ERTÜRK
22.DÖNEM AK Aydın Parti Milletvekili

Ülkemiz petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarından yoksun olmasına karşın, hemen hemen her türlü tarımsal üretimin üretilebildiği zengin bir tarımsal potansiyele sahiptir. Tarımsal mevzuatta görülen eksiklerin tamamlanarak mevzuatta varılan gelişmeler ve üreticilerimizin tarımsal gelişmeleri takip ve uygulaması sonucu üretici fiyatları çiftçinin lehine gelişme gösterdi. Örgütlerin çıkan kanun, yönetmelik, tebliği gibi mevzuatları takip etmesi ve ortaklarına konudan haberdar etmesi çok önem arz etmektedir. Örneğin Dış Ticaret Müsteşarlığının 10 Nisan 2012 tarihinde çıkardığı mevzuatta ihracat destekleri %30-40 artırıldı. 

Ali KARACA
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
Hayvancılık Genel Müdürü

Merkez birliğinizin daha kuruluşunun bir yıl olmadan böyle kapsamlı toplantılar düzenlemesini içtenlikle kutluyor ve devamını diliyorum.
Hayvancılık bildiğiniz gibi eskiden ihtiyaç için yapılıyordu. Her ailede işgücü ve varlıklı olmasına bağlı olarak 1,2,3,4 baş hayvan bulunuyordu. Bunun sonucu olarak çiftçi kendi ihtiyaçların karşılar fazlasını da pazarda satar geçimini sağlardı. Hatta hayvanı olmayanlara kız verilmezdi. Daha sonra köyden kente göçün başlamasıyla artık hayvancılık ihtiyaç gidermekten çıktı ve gelir ve gider hesabı yapan işletmeler haline geldi.

Bu günlerde sütte ve ette yaşanan sıkıntının hayvan sayısının azalmasına bağlanmaktadır.
Arkadaşlar, ilk hayvan sayımı 1984 yılında yapıldı bu sayım sonuçlarına göre, 12.400 bin büyükbaş, 544.000 manda, 40.391 koyun ve 131.00 keçi bulunuyordu. Geçmişte yaşanan ekonomik krizler ve istikrarsız hükümetler nedeniyle, 2002 yılında yaşanan kriz nedeniyle 12.400 bin olan sığır sayısı 2.6 milyona, 544.000 olan manda sayısı 121.000’e düştü. Koyun 25.000’e keçi ise 6.780’e düştü. 
Bu gün istikrarlı hükümetler sayesinde, 2011 yılında, sığır sayısı 12.386’a, manda sayısı 121.000’e, koyun sayısı 25.000’e, keçi sayısında ise 500.000 artış kaydedildi.
Hayvan sayısında yaşanan bu gelişmelere paralel süt veriminde de artışlar kaydedildi. Örneğin 1.705 lt olan süt verimi, 3.000 lt ye çıktı. Karkas et verimi ise184 Kg dan 251 Kg’ma çıktı. Bütün bu gelişmeler sonucu hayvancılıkta yaşanan büyüme %100 çıkmaktadır.
Ülkemizde günlük 20.000 ton süt sanayiye gitmektedir. Bu yapısal dönüşüm bakanlık olarak bizleri, sanayicileri ve üretici örgütlerini bir arada çalışmaya itmektedir.

Bu doğrultuda faizsiz kredi uygulamalarıyla, hiçbir dönemde görülmemiş bir gelişme göstererek, sığırcılıkta %15,5 manda da %20,0 lik bir artış kaydedildi. Et üretiminde ise ithalata rağmen, 412.000 ton olan üretim 777.000 tona ulaştı.
Toplam tarım destekleri içerisinde hayvancılık desteklerine bakıldığında, on yıl önce %4.4 iken zaman içerisinde %8,9.6,10,14, 22, 24 çıktı şu an bu oran %28,1 yükseldi. Bunun karşılığı 7 milyar TL dir. Sütün III. Dönem etin ödemelerini aralık ayı içinde ödemeyi planlıyoruz. Tüm bu ödemelerle hayvancılık desteklemeleri 2.200 milyon TL ulaşmış olacak.
2010 yılında hayvancılıkta şok bir uygulama olsun diye Ekonomik Kararlar Kurulunda bu desteklere ilaveten ülkemizde ilk defa hayvancılığa faizsiz kredi uygulaması başlatıldı. Şu an damızlık ihtiyacı yurt içi ve yurt dışından tedarik ediliyor. Amacımız faizsiz kredi uygulaması ile yurtdışından damızlık ithalatını minimize etmektir.
Bir diğer uygulamamız ise hibe destekleridir. 2009 yılında GAP ve 2010 yılında uygulamaya konan DAP uygulamalarıyla batı illerindeki hayvancılık seviyesine gelmesi için hayvan alımına %40, makine ekipman alımlarına %40 ve inşaata %30 hibe desteği verilmeye başlanması ile 232 proje bitirildi, 182 proje devam ediyor. Bu hibe destekleriyle söz konusu illere saf süt ve etçi ırklar olmak üzere 27.282 hayvan üretime katıldı. Bunun karşılığı olarak 102.000.000.00 TL hibe desteği verildi. Bunun yanında yem destekleri de artarak devam edecek.

Biz hayvancılık sektörünün sorunlarını yakından takip etmek için her ay sektör temsilcileriyle bir araya geliyoruz. Merkez birliğinizi de en yakın zamanda kooperatiflerin sorunları ve hayvancılık konusundaki görüşlerine başvurmayı planlıyoruz.
2007 yılında yaşanan kuraklık, 2008 de yaşanan süt krizi bizi et ve süt fiyatlarında istikrar sağlanması amacıyla önlemler almaya itti. Ülkemize her yıl gümrüksüz olarak giren süt tozunun ülkemizde üretilme imkanlarını araştırdık. 10 lt sütten 1 litre süt tozu elde edilmektedir. Gerekli yasal düzenlemeleri yaparak süt tozuna verilen desteklerle 2009 yılında 500.000 ton, 2010 yılında 12.000 ton şu an 35.000 ton süt tozu üretilmektedir. Bu uygulamayla 350.000 ton süt fazlalığı süt tozuna çevrilerek sütte istikrar sağlanmıştır. Bu yıl süt tozuna 3600 ton daha ilave kota alarak süt fazlalıklarını tolere edecek seviye getirdik. 

Bu uygulamayla süt sanayinde de gelişleler oldu. Önce 12 firma varken, firma sayısı 30 çıktı. Süt tozu ithalatının da düşmesiyle cari açığın da kapatılmasına katkı sağlamıştır.

Fiyat istikrarının sağlanmasına yönelik bir başka uygulama ise okul sütü projesidir. Bu uygulamanın asıl amacı okul çağı çocukların beslenmesini sağlamak, süt alışkanlığının sağlanması ve süt fiyatlarında istikrar sağlanmaktır. 7.200.000 öğrenciye öğrenci başına 20 kutu olmak üzere haftada 3 defa dağıtım olacak şekilde ikinci yarıda uygulamaya başlanılacak. 

Ette yaşanan arz arzlığının önlenmesiyle önceleri ithalata izin verildi. Daha sonra alınan tedbirlerle şu an gümrük vergilerinin %100 artırılmasıyla bu gün ette arz fazlalığı bulunmaktadır. 
Şu an yurtdışından 4 dolara kg’a gelen et, gümrük vergisiyle kg’mı 8 dolara gelmektedir. Bu gün yurt içinde etin karkas kg fiyatı 15.500 TL dir.
Hayvancılıkta Yapılacak Faaliyetlere Bakıldığın da;
1-Tarım destekleri içindeki hayvancılık desteklerinin artarak devam edecek.
2-Destekler üç aylık dönemler halinde ödenmeye devam edilecek.
3-Ülkemiz şartlarına göre batıda süt, doğuda et ve orta anadoluda koyunculuk yapılacak şekilde destekleri planlıyoruz.
4-Sektörle işbirliği ile içinde olmaya devam edeceğiz.
5-Hastalıktan ari bölgelerin sayısını artıracağız.
6-Yerli üretimi teşvik edeceğiz. Özellikle koyunculuğun gelişmesi için hayvan başı destekleri artıracağız. Koyun sütü desteklerini 5 kat artırarak sütün sanayiye gitmesi teşvik edeceğiz.

Bakanlık Olarak Örgütlerden Ne Bekliyoruz;
1-Bakanlığın destekleme ödemeleriyle ilgili üretici örgütlerine verilen görevleri özellikle kayıtların sağlıklı bir şekilde tutmaları önem arzetmektedir.
2-Sorumluluk bilincinin kazanılması gerekir. (Hesap verilebilirlik)
3-İşletme verimliliği yönünden üreticilerin bilinçlendirilmesi gerekir.
4-Destekler konusunda üretici bilinçlendirilmeli.
5-Damızlık hayvan yetiştiriciliği konusunda üreticilerin bilinçlendirilmesi gerekir.
6-Hayvan hastalıkları konusunda üreticiler eğitilmeli,
7-Hayvancılığın sorunları konusunda, İlgili kuruluşlarla ilişki içinde bulunulmalı, 
8-Bakanlığımızın uygulamaları yakından izlenmeli, gerektiği hallerde uygulamaları desteklemek için bakanlık ile beraber hareket edilmelidir.

Dr.Gürsel KÜSEK
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
Tarım Reformu Genel Müdürü
Kapanış Konuşmasında; 

Ülkemiz tarımsal alanda büyük gelişme göstermiş ve gelişmiş ülkelerle rekabet edecek düzeye gelmiştir. Örneğin Hollanda da 1 dekardan 700 Kg buğday alınıyorsa Aydın ovasından da aynı verim alınmaktadır.
Ülkemizdeki tarımsal alanda yaşanan gelişmeyi tarımsal örgütlenme konusunda da başarmak zorundayız. Eskiden ülkemizde ne üretilirse üretilsin satılır anlayışı vardı. Bu gün örneğin Çin de üretilen sarımsak Taşköprü’deki sarımsak üreticilerini etkilemektedir. Bu yıl karpuz ve patates tarlada kaldı. Ülkemizin uluslar arası anlaşmalara bağlı olarak üretim planlaması yapamamaktadır. Ancak burada devreye üretici örgütleri girerek üretimi talebe göre planlamasının önemi ön plana çıkmaktadır. Ülkemizdeki üretici örgütlerinin asıl işinin de bu olduğu ortaya çıkmaktadır. Bakanlık olarak her zaman çiftçinin yanında yer aldık. 2012 yılında 2.4 milyon çiftçiye 9 milyar TL ödeme yapıldı. Bu yıl tarlada kalan ve pazarlanamayan ürünler hesap edilmiş olsa desteklemeye ödenen tutar kadar ürün tarlada çürümektedir.
GAP bölgesinde bir çiftçi domates üretiyor ve iyi kazanmışsa ertesi yıl aynı bölgede bütün çiftçiler domates ekiyor bunun sonucu oluşan üretim fazlalığı nedeniyle fiyatlar düşüyor. Halbuki bu bölgede domates ekimlerini ayın belirli günlerinde farklı çiftçilere dikim yaptıran bir üretici örgütü olsa domates fiyatları düşmeyecek ve tüketiciler bir üretim sezonu boyunca tarla domatesi tüketme imkanına kavuşacaklardır. Önümüzdeki dönemde kamu, üretici örgütleri ve sektör temsilcileriyle bunu başarmak zorundayız. Örgütlenmedeki sorunları kanuni düzenlemelerle aşmak zor görülmekle birlikte bu sorun; kamu, üretici örgütleri ve sektör temsilcilerinin ortak katılımlarıyla başarılabilir. AB ve dış ülkelerle rekabet edecek bir örgütlenme modelini oluşturmalıyız.
Bugün 28 milyon parselde 10 milyon hektar alanda dikili, 18 milyon hektar alanda ise tek yıllık ekim yapılmaktadır. Her yıl 2.4 milyon çiftçi birbirinden bağımsız karar almakta bunun sonucunda da üretim fazlalıkları oluşmaktadır. Büyük işletmeler riskle karşılaşmaları veya zarar görmeleri halinde üretimden vazgeçmektedir. Küçük işletmeler ise her durumda üretime devam etmektedir. İşte bu nedenle küçük işletmelerin de devamını sağlayacak şekilde üretici örgütlerinden üretim ve tüketim dengesini oluşturacak bir yapıya kavuşması gerekmektedir.
Bakanlığımızca, Türk tarımı 1965 yılından buyana artarak desteklenmektedir. Ancak, desteklemelerin ülke tarımının sorunlarını çözecek şekilde her yıl belirli miktarlarda destekleme yerine sorunları tespit ederek bunun için gereken finansman imkanları da bulunarak üç beş yıl içinde çözmenin yollarını araştırıyoruz.
Önümüzdeki dönemde tarımın ve üretici örgütlerinin sorunlarının en kısa sürede çözülebileceğini umuyor ve merkez birliğinizce düzenlenen bu toplantının başarılı geçmesinin temenni ediyorum.

İLGİLİ DOSYALAR

İÇERİK GÖRSELLERİ